Yıllar önce annem, bir arkadaşı için banka
kredisi çekmişti. Arkadaşı, İstanbul'da yaşayan kızının kalp ameliyatı
olacağını ve üzerinde zaten bir kredi olduğundan ikinci bir krediyi alamadığını
belirtip annemden rica etmişti kredi çekmesini. Arkadaşının hem emekli maaşı
vardı hem de o sırada çalışmakta olduğu işinden aldığı maaş. Rahatlıkla her iki
krediyi de ödeyebilecek durumdaydı. Annem duraksamadan çekti krediyi ve
arkadaşına verdi. Sonrasında arkadaşı çalışmakta olduğu işinden çıkarıldığı
için annemin çektiği krediyi ödemekte güçlük yaşadı. Annem ödedi. Babamsa çok
kızmıştı bu işe. Aile için harcanması gereken kaynağın bir kısmı dışarıya
gitmişti çünkü. "Bir daha kimseye kefil olmamayı, kimse için kredi
çekmemeyi öğrenmiş olmalısın" demişti anneme. Annemse, "Hayır
öğrenmedim. Eğer birisi benden yardım ister de ben de ona 'Yeminim var, kimse
için kefil olmam, kredi çekmem' dersem, yarın Allah korusun benim çocuğum için
ya da senin için bir başkasından hangi yüzle yardım isteyebilirim?" diye
cevap vermişti. Sonra da "İnsanlar 'ada' değildir, birbirlerine ihtiyaç
duyar ve birisinin bize ihtiyacı varsa, elimizden geliyorsa yardım etmemek
insanlık suçudur." diye devam etmişti.
Aylar sonra o para bize geri geldi ve biz onunla
bir arsa aldık. Babam anneme, "Haklısın insanlara güvenmek lazım ama
araştırıp incelemeden körü körüne de atlamamak gerek" demişti gülerek.
Yine yıllar önce henüz taze bir dershane
öğretmeniyken bir sabah, işe geç kalmak üzere olduğumu anlayıp taksiye binmek
zorunda kaldım, Her ne kadar görevime, randevularıma vaktinde yetişme
alışkanlığım olsa da bazen elde olmayan nedenlerle oluyor böyle şeyler. Günümüzün
12 TL’si gibi tuttu taksi parası, bendeyse günümüzün 100 TL’si gibi bütün bir
para uzattım. Taksici çaresizlik içinde servise yeni çıktığını ve
bozamayacağını söyledi. Koşarak markete gitti bozdurmak için ve yine koşarak
döndü. "Kalsın para, bozmuyorlar işiniz de aceleymiş madem, bu da benden
olsun" dedi kocaman bir gülümsemeyle. Öyle dürüst bakıyordu ki,
"Kardeşim ben bu binada çalışıyorum, Adım Ayşe, bozdurabildiğinde gel
paranın üstünü ver." dedim ve koşarak ayrıldım yanından.
İki saat sonra dershanenin giriş görevlisi
yanıma geldi. Bir adamın beni aradığını söyledi. Gelen taksiciydi, para üstü getirmişti. Teşekkür
ettim. "Siz bana güvendiniz, başıma bir şey gelir de getiremem diye ödüm
koptu." dedi kırık dökük bir gülümsemeyle. Boğazıma bir şeyler düğümlendi,
ben ki ekmek parasını konuşarak kazanıyorum, nutkum tutuldu. Çay ikram etmek
istedim, arabayı kötü yere koymuş özür dileyerek gitti.
“Sen herhalde hiç kazık yemedin, insanlar senin
iyi niyetini hiç kötüye kullanmadı herhalde” diyebilirsiniz. Verdiğim iki
örnekte de mutlu son var çünkü. Oysa o kadar çok kazık yedim ki. İyi de yediğim
kazıkların faturasını niçin başkaları ödesin? Daha tedbirli olmayı öğrendim
elbette ama yaşadıklarımdan çıkardığım sonuç kimseye güvenmemek değil. Ben
başkalarına güvenmezken başkalarının bana güvenmesini nasıl bekleyebilirim?
Annemin cümlesini bir kez daha tekrarlamak
istiyorum: "İnsanlar 'ada' değildir, birbirlerine ihtiyaç duyar ve
birisinin bize ihtiyacı varsa ve elimizden geliyorsa yardım etmemek insanlık
suçudur."
Sevgiyle kalın…
Ayşe İhsan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder