6 Eylül 2013 Cuma

GÜVENİRSEM KAZIK YER MİYİM?

Yıllar önce annem, bir arkadaşı için banka kredisi çekmişti. Arkadaşı, İstanbul'da yaşayan kızının kalp ameliyatı olacağını ve üzerinde zaten bir kredi olduğundan ikinci bir krediyi alamadığını belirtip annemden rica etmişti kredi çekmesini. Arkadaşının hem emekli maaşı vardı hem de o sırada çalışmakta olduğu işinden aldığı maaş. Rahatlıkla her iki krediyi de ödeyebilecek durumdaydı. Annem duraksamadan çekti krediyi ve arkadaşına verdi. Sonrasında arkadaşı çalışmakta olduğu işinden çıkarıldığı için annemin çektiği krediyi ödemekte güçlük yaşadı. Annem ödedi. Babamsa çok kızmıştı bu işe. Aile için harcanması gereken kaynağın bir kısmı dışarıya gitmişti çünkü. "Bir daha kimseye kefil olmamayı, kimse için kredi çekmemeyi öğrenmiş olmalısın" demişti anneme. Annemse, "Hayır öğrenmedim. Eğer birisi benden yardım ister de ben de ona 'Yeminim var, kimse için kefil olmam, kredi çekmem' dersem, yarın Allah korusun benim çocuğum için ya da senin için bir başkasından hangi yüzle yardım isteyebilirim?" diye cevap vermişti. Sonra da "İnsanlar 'ada' değildir, birbirlerine ihtiyaç duyar ve birisinin bize ihtiyacı varsa, elimizden geliyorsa yardım etmemek insanlık suçudur." diye devam etmişti.

Aylar sonra o para bize geri geldi ve biz onunla bir arsa aldık. Babam anneme, "Haklısın insanlara güvenmek lazım ama araştırıp incelemeden körü körüne de atlamamak gerek" demişti gülerek.

Yine yıllar önce henüz taze bir dershane öğretmeniyken bir sabah, işe geç kalmak üzere olduğumu anlayıp taksiye binmek zorunda kaldım, Her ne kadar görevime, randevularıma vaktinde yetişme alışkanlığım olsa da bazen elde olmayan nedenlerle oluyor böyle şeyler. Günümüzün 12 TL’si gibi tuttu taksi parası, bendeyse günümüzün 100 TL’si gibi bütün bir para uzattım. Taksici çaresizlik içinde servise yeni çıktığını ve bozamayacağını söyledi. Koşarak markete gitti bozdurmak için ve yine koşarak döndü. "Kalsın para, bozmuyorlar işiniz de aceleymiş madem, bu da benden olsun" dedi kocaman bir gülümsemeyle. Öyle dürüst bakıyordu ki, "Kardeşim ben bu binada çalışıyorum, Adım Ayşe, bozdurabildiğinde gel paranın üstünü ver." dedim ve koşarak ayrıldım yanından.

İki saat sonra dershanenin giriş görevlisi yanıma geldi. Bir adamın beni aradığını söyledi.  Gelen taksiciydi, para üstü getirmişti. Teşekkür ettim. "Siz bana güvendiniz, başıma bir şey gelir de getiremem diye ödüm koptu." dedi kırık dökük bir gülümsemeyle. Boğazıma bir şeyler düğümlendi, ben ki ekmek parasını konuşarak kazanıyorum, nutkum tutuldu. Çay ikram etmek istedim, arabayı kötü yere koymuş özür dileyerek gitti.

“Sen herhalde hiç kazık yemedin, insanlar senin iyi niyetini hiç kötüye kullanmadı herhalde” diyebilirsiniz. Verdiğim iki örnekte de mutlu son var çünkü. Oysa o kadar çok kazık yedim ki. İyi de yediğim kazıkların faturasını niçin başkaları ödesin? Daha tedbirli olmayı öğrendim elbette ama yaşadıklarımdan çıkardığım sonuç kimseye güvenmemek değil. Ben başkalarına güvenmezken başkalarının bana güvenmesini nasıl bekleyebilirim?

Annemin cümlesini bir kez daha tekrarlamak istiyorum: "İnsanlar 'ada' değildir, birbirlerine ihtiyaç duyar ve birisinin bize ihtiyacı varsa ve elimizden geliyorsa yardım etmemek insanlık suçudur."

Sevgiyle kalın…
Ayşe İhsan



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder