Önce biraz davranış biyolojisi hatırlatması yapalım: Kadınlar “güçlü”yü sever. Bazı kadınların akış yönünü
gözlemleyerek gücün ne tarafa el değiştirdiğini de bulabilirsiniz. Yazarın
muhayyilesinin yarattığı gerekçeler ne olursa olsun Monte Cristo Kontu’ndaki
Mercedes’ten tutun da Ocean 11’deki Julia Roberts’e kadar birçok kadın güçlüyü
tercih etmiştir. Mercedes’in hamile olması nedeniyle sevmediği bir adamla
evlenmek zorunda kalması bir noktaya kadar kabul edilebilirken avukat olan
Julia Roberts’in George Clooney’nin yokluğunda Andy Garcia ile olan beraberliği
ancak gücü seven kadın özelliği ile açıklanabilir. Bu nedenledir ki her iki
durumda da hikayenin sonunda, kadınlar el değiştiren gücün peşinden gitmişlerdir. Mercedes Monte Cristo
kontunun ardından, Julia Roberts ise George Clooney’nin. Her iki adamın, bu
kadınların eski sevgilisi olması eskilerin deyimiyle laf-ı güzaftır.
İnsan denilen tür dünya üzerinde epi topu iki yüz bin yıldır
var. On bin yıl kadar önce yerleşik yaşama geçerek “uygarlaşan” bu türün bütün
temel davranışlarını, bu son on bin yıl değil ondan önceki binlerce yıl
belirliyor. Mağarada, erkeğin getirdiğini bekleyen, mağara çevresindeki kök ve
meyveleri toplayan dişi, kuvvetli ve çocuklarını hayatta tutan besinleri getirmesi açısından erkeğe muhtaç. Erkek ne kadar güçlü olursa o kadar çok besinle
dönecek ve soyun devamı da o kadar garanti altına alınacak. Bu nedenle en güçlü
erkekler en çok kadını dölleme hakkına sahip olanlar. Günümüzde “güç” daha çok
erkle, yönetimin başında olmakla ölçülüyor kas gücüyle değil. Bu nedenle yaşlı
başlı ama paralı, mevki makam sahibi erkekler cillop gibi kızlarla gününü gün edebiliyor. Hani bunları demem insan
türünün dişisi kültürel genetiğinin peşinden koşar kimi zaman diyebilmek için.
Gelelim Ertuğrul abimiz gibilere.
Ertuğrul Özkök’ün başbakan hakkındaki zehir zemberek yazısını okuyunca kafam karıştı. Hangi insansı türe ait olduğunu bilemedim kendisinin. Yine davranış biyolojisi dersine devam edelim:
İnsandan daha ilkel primatlarda (ki bunlara “insansı”
diyoruz), klan halinde yaşayan maymun topluluklarında tüm dişileri dölleme hakkına
sahip olan bir alfa erkek var. Erkek çocuklar büyüyünce klan dışına
atılıyorlar. Klanlardan atılanlar yeterince güçlülerse ya kendi klanlarında ya
da başka klanlarda alfa erkeğe meydan okuyarak gücü ele geçirmeye çalışıyorlar.
Beceremeyenler klanların çevresinde alfa erkeğin hâkimiyetini kabul ederek
fırsat bulurlarsa oynak dişilerle kaçamak yaparak ömürlerini tüketiyorlar. Bu
klan dışı erkekler deyim yerindeyse kimin eşeğine binerse onun türküsünü
söyleyen, gelene ağam, gidene paşam diyen tipler. Asla kendileri bir güç
olamayıp gücü önceden sezen ve hemen onun hâkimiyetine giren ve varlığını bu şekilde idame ettirenler. İnsan türüne ait
erkeklerde bu tür daha ilkel insansı davranışlara da rastlıyoruz. Alfa erkeğin
goygoycusu olan silik erkek tipleri kendileri riske girmeyip risk alarak alfa
olmuş erkeğin getirdiği nimetlerden yararlanarak varlığını sürdürüyor. Alfa
erkeğe meydan okuyan bir başka erkek alfa konuma geçince de hiç yüksünmeksizin
yeni alfanın goygoycusu oluyorlar.
Nasıl ki güçlü erkeği terk edip başka erkeğin peşine takılan
dişiler gücün akış yönünü gösteriyorsa bu tür goygoycu erkeklerin aldığı tavır
da yine gücün akış yönünü izlemek için iyi bir veridir.
Merakım ise şu: Ertuğrul Özkök gibileri insan bile olamamış
hangi insansı türünün üyesi ben bunu anlayamadım.
Sevgi ve dostlukla...
Ayşe İhsan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder