Karaburun
yolunda Balıklıova’ya gelmeden Karapınar diye bir mevki vardır. Karapınar’ın
girişinde denizden 5-7 m kadar yüksekte, yar üstünde salaş bir balık lokantası
bulunur. Çatısı sazlar, hasırlarla örtülü bu mekânın masaları da piknik
masalarından bozma ama üstü yastıklıdır. Ama burada iddia ediyorum en lezzetli
balıkları yersiniz sızma zeytinyağının boca edildiği muhteşem bir salata
eşliğinde. İsteyene rakı da var tabii.
Geçtiğimiz
pazar Karaburun’dan dönerken uğradık ve nefis bir barbun yedik. Barbunun da tam
zamanı. Karşımda deniz hafif çırpıntılı, karayelin etkisiyle. O karayel ki
güneş, ufuk çizgisine yakın bir noktaya gelmesine rağmen hala bir ateşten
cehennem olmasını açıktaki her kıvrımımızı okşayarak önlüyor serinletiyor
azıcık. Deniz, oturduğumuz yerden on metre sonra dik bir yarın eteğinde
başlıyor. İleride dış körfezin kuzey sahilleri: Çandarlı, Dikili… Daha da
ileride belki de Midilli’nin silueti emin değilim.
Denizle
aramızdaki arazide gümrah mersin, meşe çalıları arasında tek tük ardıçlar göze
çarpıyor. İki keçi her çalıyı ziyaret edip en taze kısımlarını kemirmekle
meşgul, ben tabağımdaki barbundan aldığım parçaları önce dilimle damağım
arasında ezip tadını tekrar tekrar çıkarırken, bakıyorum onlar da benim kadar
tat alıyorlar yediklerinden.
Doğuyoruz
aile içinden başlayarak eğitim alıyoruz öğreniyoruz öğreniyoruz…
Öğrendiklerimizin çoğunun bize bedeli doğamızla getirdiklerimizi unutmak oluyor
ama. Örneğin yenidoğan, suya atılır atılmaz yüzebilirken daha sonra korkmayı
öğrenir sudan. Yüzmeyi yeniden öğrenmek için önce korkusunu yenmek zorunda
kalır. Okullar bitiyor, hayat gailesi başlıyor, koşuyoruz, koşturuyoruz,
çalışıyoruz, didiniyoruz… Sonra?
Bir
çocuğun ilgisini çeken bir şey oldu mu durur ve inceler. Onu oradan sadece
ondan daha kuvvetli olduğunuz için söküp alabilirsiniz. Kendinize bir sorun:
Aceleniz olduğu bir sırada (Zaten acelemiz olmadığı zamanlar var mı ki
acaba?)gerçekten ilginizi çeken bir şey için zaman ayırabildiniz mi? Daha
vahimi son zamanlarda ilginizi çeken bir şey oldu mu gerçekten? Farkına
varabildiniz mi çevrenizde olan biteni, düne göre farklı olanı?
Beş
duyunuzla algıladığınız güzelliklerin farkına ne zamandır varmıyorsunuz?
Unuttuklarımızı öğrenmek için çaba sarf etmemiz gerekmiyor mu? Yeniden yavaş yemeyi
öğrenmek için, her bir lokmanın tadına varabilmek için, rüzgârın tenimizdeki
okşamasını hissedebilmek için, güzel bir sesi bir tınıyı birçok ses arasından
ayırt edebilmek için, güzel bir manzarayı, bir resmi, insanı, hayvanı, rengi, dokuyu…
görebilmek için! Yeniden bir keçi kadar
yaşamla barışık olabilmek için!
Sevgiyle...
Ayşe İhsan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder